Çanakkale

Çanakkale

Çanakkale, bir başka şehir.

İlk defa gidiyorsanız sizi bir çarpar önce. Ne olduğunu pek anlayamazsınız. Eğer öğrenciyseniz ve önünüzdeki iki veya dört yılı Çanakkale’de geçirekceksiniz. Önce bir çaresizlik kaplar yüreğinizi. Çünkü yaşınız genelde küçüktür. Toysunuzdur. Evin dışına yeni çıkıyorsunuzdur. Kimbilir ne yapacaksınız önünüzdeki onca yıl bu yabancı şehirde? Gerçekten de benim için çok zor oldu. Hayatında bir kereliğine iki haftalık bir süreyle sadece evinden ve yaşadığı semtten ayrı kalmış ben, sanki denizden çıkmış balıktım ilk yalnız günümde. Ağır geliyordu soğuk yapılı insanları, tanımadığım diğer öğrencilerin sohbetleri ve yalnız geçen ilk günüm.

Yalnız günün yalnız bir gecesi ise daha da iç karartıcıydı. Tam bir psikolojik savaştı. Neden buradayım sorusunun döngüsü bir yanda diğer yanda ise şehrin yakıcı radyo frekansı olan 90.8′de yayın yapan Radyo Mega17.. Çaldığı yavaş Türkçe pop şarkılar ile zaten İstanbul’a geri nasıl kaçarım planları yapan beni daha bir yıprattı.

Evet! İlk günümün gecesi öyle geçmişti. Ardından ders kaydını yaparak bir haftalığına nefes almak için geri döndüm eve. Ardından yine Çanakkale’ye dönüş. Kaçış yok! Ama beklediğim gibi olmadı. Hemen tüm öğrenciler geldiği için mecburiyetten sosyalleşme de başlamış oldu. Pansiyonda kaldığım için istemesem de arkadaşlarım olmuştu.

Hatta kampüs dışındaki pansiyondan bile on tane arkadaşım çoktan olmuştu. Grup olarak gezerdik, plan yapardık. Böylece çok çabuk alıştım bu şehire. Ardından sınıf içi diyaloglar ve çoktan alışmıştım bile herşeye. Hatta oldukça keyifli gelmeye başlamıştı. İstanbul’da da çok arkadaşım vardı Çanakkale’de de aynısı oldu zamanla.

Herşey bu yönde devam etti ve bir de baktım ki daha ilk yıl bitmeden “ben bu şehirden nasıl kopacağım?” diye dertlenmeye başladım. Başlangıcı gibi sonu da hüzünlü bitecekti. Nasıl özlenmez ki? Tam bir öğrenci kenti. Okula veya bir yere gidecekseniz vasıta kullanmak zorunda değilsiniz. Yürüyün. Daha iyisini yapamazsınız kendiniz için. Çünkü şehir güzel bir şehir. Yormaz. Küçüktür. İnsanı aydındır. Kordonuyla Küçük İzmir’dir. En çok İzmir’den gelenler sever burayı bana göre. Yazıyla kışıyla kordonu bir başkadır. Hele hele bahardan yaza geçişte o kordonun tadından yenmez. Şehirde görüşemeyen herkes kordonda sanki sözleşmişcesine karşılaşırlar. Sihirlidir bu anlamda. Eğer sizden habersiz bir yakınınız Çanakkale il sınırlarına girmişse merak etmeyin size bir şekilde kordon boyunda yakalanır :)

Çanakkale

Çanakkale

Öğrencilik zaten bir büyüdür imkanları çok dar olmayanlar için. Bir eviniz ve biraz çevreniz varsa Çanakkale’de öğrencilik bir kere

değil üç kere bile yapılır. Gecenin dördünde başka nerede haydi okey oynamaya gidelim diye kızlı erkekli dışarı çıkılır? Çok az tabi ki. Burada içki Nisan sonundan itibaren hemen heryerde verilir. Kahvede oyun oynarken çerez ve biranızı içersiniz. Anne çay bahçesinde örgüsünü örer çayını içerken, karşısında oğlu birasını yudumlar. Gördüklerim bunlardı. İnsanı çok içer ama az sapıtır buranın.

Akşam gezmeleri, kantin sohbetleri, kafeteryaları, yürüyüşleri, futbol maçları, arkadaşlıkları, yolculukları, denizi, Çanakkale Şehitliği, Çanakkale Savaşı, minnacık (yeni restore edilmiş olan) Aynalı Çarşısı, çay bahçeleri ve rüzgarıyla orada yaşadıysanız bir zaman da olsa Çanakkale’yi siz de eminim çok özlediniz. Tam yedi yıl oldu ve hala hüznü kalbimde o deli şehirin. Seni seviyorum Çanakkale!!! Çanakkale’de öğrencilik yapan herkese buradan selamlar olsun.