Hep derler ya..
Hep derler ya; çeşitli sebeplerden uzunca bir süredir yazamıyordum falan filan diye.. Heh! Aynen öyle… Kızsam da kendime değişmiyor bazen bazı şeyler… sevgiyle…
| Yorumları Gör |
Hep derler ya; çeşitli sebeplerden uzunca bir süredir yazamıyordum falan filan diye.. Heh! Aynen öyle… Kızsam da kendime değişmiyor bazen bazı şeyler… sevgiyle…
| Yorumları Gör |
Siyaset, insanların yaşamını daha iyi bir hale sokmak için yaşamı yönetmek anlamına geliyor benim için. Ancak şu gün ve şu günden çok çok önceki zamanlardan beri hep başka başka şekillerde karşımıza çıktı siyaset..
Siyaset insan için, vekiller insanların seçimi ama niye seçenler seçilenlerin kulu ve de kölesi olurlar anlayamadım ben bu noktayı.
Ne isterim ben? Seçenin kıymetli olduğu, seçilenin memuriyetini unutmaması ve buna göre davranması.. Aslında olması gereken bu ama nedense ben çok şey istediğimin farkındayım. Ne acı..!
Bir tek şey olsa hepsi olurdu belki de! Herkes sevseydi ötekini. Ötekileştirmeseydi. Sen başkasın gibisinden yaşamasaydı. AKP’li CHP’liye sarılıp gezseydi. Ama ne AKP’li ne de CHP’li başkasını üzmeseydi ve ortam kendiliğinden sevgiye dönebilseydi. O zaman hem empati hem sempati kollarımızda yaşardık sanırım. Çünkü insan sevdiğine daha kolay empati kuruyor sosyal yaşamda anladığım kadarıyla.
İnsanların içindeyim, seviyorum insanları..
Uzun zamandır yazamıyordum bloğa. Bu çok can sıkıcı olsa da zaman yokluğuna çözüm bulamıyor insan. Çok fazla gelişme oldu son zamanlarda ama değinemeden geçmiş haftalar.
İnsan farkedemiyor ömründen giden zamanı. Haftalar geçmiş ve ben sanki üç beş gün önce yazmış gibiyim en son. Yeni yıla girmişiz, Avatar filmi hayran bırakmış herkesi, Yahşi Batı kırmış geçirmiş. Daha neler olmuş neler..! Haiti’de iç burkan bir deprem… İsrail kabinesinden bir dengesiz ve Türkiye Büyükelçisi olayına denk geliyor kendime gelişim.
Bir daha bu kadar ara vermemek dileğiyle diyorum.
Umarım herkes için mutlu ve huzurlu bir yıl olur.
Türkiye için BARIŞ dolu bir yıl olsun..
Ve hep sürsün umarım.
Bugün Pazar günü.. Uzun zamandır evde oturmuyordum. Daha doğrusu istediğim gibi bilgisayar başında aylaklık yapmıyordum uzun bir süredir. Günlerden pazar, uyku zamanı, dinlenme zamanı. Dışarıda yağmur var, ev sıcak, hava soğuk, içim sıcak ve yaşamımdaki son günlerin huzuru ile bambaşka bir havadayım bugün. Gün boyu bu ortamı yaşayacak ve akşama arkadaşlarla buluşacak olmanın planlanmışlığı ile kaygılarımdan uzak durumdayım.
Geçen gün aklıma geldi birden bire bu film.. İlk izlediğimde yaşım da fazla değildi. Dağılmıştım!
Salonumuzda televizyona en yakın koltukta oturup iştahla izlemiştim. Korku filmlerine ve hikayelerine olan düşkünlüğüm ortadaydı o zamanlar. Yani hemen herkes benim bu konulara ilgimi bilirdi.
Elm Sokağı Kabusu Türkiye’yi sallıyordu yayınlandığı zaman. Ben de izledim tüm engellemelere rağmen. İzlemez olaydım :)
Derler ya “aman sabahlar olmasın” diye.. İşte o gece sabah olmadı bir türlü. Yaşıma nazaran tehlikeli bir film izlemiştim. Bunu bugün kabul ediyorum. Gerçekten de beni aşmıştı izlediğim film. Çünkü sabaha kadar cezasını çektim fena şekilde.
Uzun süren bir yazın ardından kış mevsimi bir anda geldi çattı. Daha geçen hafta kısa kollular tercih ediliyorken meteorolojiden yapılan açıklama ile balkanlardan karla karışık yağmurlu havanın ülkemize gireceği duyuruldu. Ekim ayı bitti, normal aslında soğuklar ama yine de bir anda oldu.
Bugün Cumartesi sabahı ve ben Maltepe’ye gelmek zorundaydım eşimin müdür yardımcılığı sınavı için. Şu an sınavda ve ben de yaklaşık 40 dakika internet cafe aradıktan sonra bir cafe bulup oturabildim. zaman en güzel böyle geçirilir.
Ama Maltepe Belediyesi sanırım altyapı ve yollar için hiçbir şey yapmamış olmalı ki her yer göle dönmüş. Tamam su birikintilei alışkın olduğumuz şeylerdir ve normal karşılarız; ama bu kadarı da çok fazla. Maltepe Belediyesi’ni partisindenbağımsız olarak kınıyorum.
Üstüm başım ıslanmış zaman öldürüyorum. Kış geldi hoş geldi. Keşke küresel ısınma yüzünden bir anda gelmeseydi ama en azından hala kış mevsimini yaşabiliyoruz. Buna da şükür .