Aralık
22

İnsan vücudunun sınırlarını merak ediyorsanız yazının devamında National Gegraphic’in bu konuda bir yazısını okuyabilirsiniz. Dikkate değer bilgiler var. Şahsen merak ettiğim bir konu olduğu için olduğu gibi alıntı yapıyorum.

Yazının Devamı..

Kasım
21

Sonunda korkulan oldu ve domuz gribinin mutasyona uğradığı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklandı. Şu an için çok öldürücü veya hasar verici bir mutasyon denemez ama bu virüsün etkilerinin değişebileceğini gösteriyor.

Henüz Türkiye olarak aşı konusunda bile netleşememişken bu değişimlerin aşı ile ilişkisini çözmek neredeyse imkansız gibi görünüyor bana.. Umalım ki domuz gribi vakaları bir an önce bitsin ve domuz gribi sırasını savsın. Ardından ne gelecekse ona hazırlanalım bizler de.. Önce kuş gribi şimdi domuz gribi, bir sonraki kedi gribi mi olacak acaba demekten alamıyorum kendimi.

Bu tür belaların insanlardan uzak olması dileğiyle..

Kasım
8

Domuz gribi hızla yayılıyor. Herhangi bir normal seyirli hastalıktan bahsetmiyoruz. Konu, ölümlü bir hastalık olan ve kolay bulaşan bir hastalık olan domuz gribidir. Hala aileler çocuklarını okula gönderiyorlar. Hala okul yönetimleri, ilçe yönetimleri, il yönetimleri, bakanlık yönetimleri bu konuda riski azaltacak ciddi bir karar alamadılar.

Okullarda durum oldukça endişe verici. Son duyumlarıma göre devamsızlık sayısı artmış durumda. Ve okul yönetimlerinden devamsızlık sayıları tam olarak talep ediliyor. Sanırım halktaki tepkiyi ölçmeye çalışıyorlar.

Okula evladını gönderenlere sesleniyorum. Umarım bu satırları okuyanınız vardır. Çocuklarınızı, çocuğunuzu okula göndermeyin. Bırakın iki hafta evinde dezenfektanlarla yanyana otursun. Dönüşü olmayan acılara nazaran eğitiminden geri kalması çok daha cazip değil mi?

Umarım bu konuda radikal bir karar alınabilir.

Kasım
7
GDOya Hayır!

GDO'ya Hayır!

Son günlerde hemen her yerde rastlayacağımız bir mesele; Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar..

Burası Türkiye ve politika hala etik yönünü geliştiremedi. Aslında sadece Türkiye değil dünyada da durum hemen hemen aynı. Sermayenin ağır basanları kurdukları veya destekledikleri bilimsel kurullara genetiği değiştirilen veya zararlı olan hemen herşeyi aklattırıyorlar. İşin kötüsü bu bilim kurulları, enstitüler ise sözüm ona bağımsızlar..

Bu kurullarda yer alan bilim adamları ise resmen kendileri satmış pozisyonundalar.

Eğer bilimadamı dediğimiz kişiler böylesine onursuzlaşabiliyorlarsa politikacılara ne diyebiliriz ki biz.

Genetiği ile oynanmış gıdalar sonucu insanlar bir anlamda çürüyorlar belki de.. Ama para önemliyken insan hayatının ne önemi olabilir?

Ekim
25

Sağlık Bakanlığı yurt dışından domuz gribi aşılarını getirtiyor ve okullarda öğrencilere vurulacağını söylüyor. Öğrencilere baskı yapılmayacağı söyleniyor ama aşının üreticisi, içeriği, faydası, zararı, araştırmasının yapılıp yapılmadığı konusunda bir açıklama yapılmıyor. Ayrıca  şu da var ki, sen baskı yapmayacaksın ama vatandaş (özellikle düşük gelirli halk kesimi) bunun ayrımını nasıl yapacak? Yararlı mı yararsız mı nereden bilecek? Beni asıl korkutan ise bedava diye bu aşıya sarılınacak olunması.

İstanbul Tabip Odası bu durumu aşağıdaki sözlerle eleştirmiş..

“Hiçbir gerçekçi planlama yapılmadan ve kimlere ve nasıl uygulanacağı tartışılmadan yüklü miktarlarda aşı getirtilmesinin, aşı hakkında kamuoyu gündemine düşen spekülasyonlara anında ve tatminkâr yanıtlar verilememesinin salgın yönetimi konusunda kuşkulara yol açtığı düşünülmektedir.”

Gayet güzel özetlenmiş bence. Açıklama sağlık açısından önemli bir kurumdan geldiği için ciddiye alınmalıdır. Türkiye, televizyonda insanların önünde çaylarımızda radyasyon yok deyiveren ve çay içen siyasetçileri unutmamalıdır.

Ekim
21
Sigarayı Bırak

Sigarayı Bırak

Sigaraya zam gelecek haberi üzerine bir kez daha “sevdiklerimden birisinin sigarayla ilişkisini kesmesine vesile olur mu acaba” diye düşünmeden edemedim. Sonra yine umutsuzluk kapladı içimi. Çünkü kimsecikler maddi zararını düşünmüyorlar bu meretin. Sağlık açısından da düşünmüyorlar gerçi ama en azından şu kriz zamanlarında evine ekmek götüremeyenler durumu bir değerlendirse bari. Sigarayı on üç yıl kadar içtim ben de. Arada bir kere 355 gün kadar içmedim. Son bırakmama kadar da üçmeyi sürdürdüm. Ama yeniden canıma tak etti ve eşimi, kayınçolarımı zor da olsa ikna edip bırakma girişiminde bulundum.

Yazının Devamı..