Mart
23

TÜSİAD, ülkemizin önde gelen bir sivil toplum kuruluşu, derneği veya topluluğudur. Üyeleri ticari alanda önde gelen insanlardır, patronlardır.. Bu insanlar, gayet rahat bir yaşam tarzına sahiptirler. Ekonomik güçleri vardır ve imkanları sınırsızdır denebilir. Saygısızlık olarak almayalım diyeceğimi ama “altları kuru, keyifleri yerindedir” diğer tabirle.. Bunu kötü niyetle yazmadım.

Şimdi bu insanlar anayasa çalışmaları kapsamında değişmez maddeler konusunda bu kadar esneklerse, bir çok maddede “birey özgürlükleri” açısından taviz verebiliyorlarsa bir bildikleri vardır diye düşünmek gerekmez mi?

Eğer Türkiye’de rejim sıkıntısı yaşanırsa, olağandışı durumlar yaşanırsa en başta onların varlıkları tehlikeye düşecektir. Ancak bugün bu kadar özgürlükçü bir anayasa ile bireyin mutluluğu ön plana alınıyorsa onlara teşekkür etmek lazım. Böyle bir anayasa elbette birleştirici olacaktır bölmekten çok. Ancak bizim duvarlarını aşamayan, laftan sözden anlamayan statükocularımız yine işbaşındalar ve yine aynı hikayeleri anlatıyorlar halka. Halkımız zaten “kendisi düşünmeyen” rolünü iyi oynar. Birileri konuşur diğerleri onun arkasından gider bizde.

Umarım ki güzel gelişmeler yaşanır ülkemizde. Ötekileştirmeye izin vermeyen bir anayasa herkesin yararına olacaktır. Artık sadece kendini düşünmeyen bir işadamları derneği var karşımızda. Teşekkürler TÜSİAD..

Mart
22

Prof. Dr. Celal Şengör’den Japonya depremi sonrası olabilecek bir İstanbul depremi sonrasındaki durum karşılaştırmalarını içeren güzel bir röportaj. İçeriği acı da olsa yazının, Celal Şengör hocamız dikkat edilmesi gereken çok önemli bilgileri önümüze koyuyor. Yarın çok geç olmadan birşeyler yapılmazsa çok uzun bir süre altından kalkamayacağımız yıkımlar göreceğimiz ortada… Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Ocak
9

Bence öneri ne olursa olsun konuşulmalıdır. Çünkü onca kanlı yılın, yokluğun, savaşın ardından buna değer. Zaten konuşma beceresini gösterdiğimiz gün bu ülkede birçok şey değişmiş demektir. Artık devletin savaş olarak görmediği bu durum sona ersin. Savaş değil ama binlerce insanı öldürdü, yok etti. Kaybı olan ailelere sormak lazım savaş mı değil mi diye..! DTK Demokratik Özerklik Taslak Modeli bu nedenle önemlidir.

Özerklik ille de ayrılma olarak algılanmamalı. İnsanlar, adam yerine koyulmak istiyorlar artık. Bunu anlamamak için art niyetli olmak lazım. Bulgaristan’da Türklerin yaşadıklarını iyi hatırlayalım, Çin’de Uygur Türklerini, Filistin’de ki acıları, Afgan halkının çilesini, Irak’taki ölümleri, Bosna’da ki kıyımları, Çeçenistan’ı….. Onları görmek kolay da kendi insanını görememek niye.. Onlar da insan ve insan gibi yaşayacaklar. Özerk ya da adı ne olursa olsun. İnsanlık onuru herşeyin üstündedir. Bir Türk de ölmemeli bir Kürt de… Barış umudumuz hiç bitmesin. Yaşasın kardeş halklar…

Kasım
24
Öğretmenler Günü

Öğretmenler Günü

Ülke insanının eğitime katkı sağlayan öğretmenlerimizin bu güzel gününü kutlarım. Eğitime hiçbir katkısı olmayan öğretmenlerimizin ise bir an önce meslekten ayrılmalarını dilerim.

Eğitim ülkemizde bir yaraysa en kanayanından sebebi ikinci seçenekteki, eğitim ve öğretime hiçbir katkısı olmayan sünepe kişilerdir. Neden böylesine sert bir çıkışı hakediyorlar acaba? Hakediyorlar çünkü aldıkları parayı haketmiyor, üstüne de eğitime zarar veriyorlar. Bir çocuğun eğitimi bile ne kadar önemlidir, söyleriz bunu. Ama onlar yüzlerce çocuğu okuldan soğutuyorlar.

Eğitimi ciddiye alan tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu, mutlu olsun. Sevgiler..

Kasım
24
Kore Haritası

Kore Haritası

Dün ki savaş haberi tüm ulusu şoka uğrattı. Türk halkı hala şok etkisinden kurtulamadı. Çünkü Kuzey Kore ve Güney Kore ciddi ciddi savaşa tutulmuşlardı.

Aslında savaş gerçekten yaşandı. Çok kötü de olabilirdi ve hala olabilir. Ancak savaş gerçek, halkımızın şoka girdiği, bu savaşı önemsediği yalandı.

Herkes kendi havasında, hala Alex’i, hala Galatasaray’ı ve magazinel haberleri tartışıyoruz. Kore’deki savaşın büyümesi ihtimalini pek düşünen yok gibi görünüyor. Yine de olayı takip eden, kafa yoran bir aydın kesimimiz var çok şükür.

Yani bu duyarsızlık nasıl oluyor. Daha önceki bazı gelişmelerde de böyle duyarsızlık, konuşulmama gibi durumları görmek üzücü. Neden ülkemiz için çok çok önemli, kırılma noktası olabilecek konular sadece aydın kitlemizin ağzındadır bilemiyorum. Halk ne zaman bunları önemserse ve dikkate alırsa o zaman Türkiye’de bir şeyler ciddi anlamda değişecektir. Susmayan bir Türkiye dileğiyle. Ve bağımsız!

Ekim
10

Başörtüsü - TürbanBaşörtüsü ya da türban! Ne derseniz diyin adına. Ülkemizin en büyük problemlerinden birisi de bu. Ama durum öyle enteresan ki baktığınız yere göre göre olayın boyutu değişiyor.

Özgürlükçü düşünüyorsunuz ve bir insanın kafası açık ya da kapalı ne fark eder diyorsunuz. Ancak bunun siyasi baskı malzemesi olarak kullanılabileceği ve örtünmenin (menfaat uğruna) artacağı endişesi taşıyorsunuz. Ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun çekincesini yaban atmamak gerekir diyorum. Yarın öbür gün başı açıklar baskı görebilir. Hemen yarın olmasa da zamanla neden olmasın.

Yazının Devamı..

Sayfalar 1 of 812345...Son »