Ekim
31

29 Ekim kutlamalarında ortaya çıkan güzel bir görüntüden bahsetmek istiyorum. Şahsen bu olay benim de çok hoşuma gitti. Türkiye’de insanların birbirlerini anlamaları için gereken empati belki de yavaş yavaş ortaya çıkacaktır. Türk ya da Kürt omaktan önce insan olmayı başardığımız anlarda hep beraber daha da mutlu olacağız şu ülkede.

Diyarbakır’daki Cumhuriyet Bayramı törenine Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ile bir şehit yakını küçük çocuğunTürk bayraklı görüntüleri damgasını vurdu. Televizyonlar bunu özlenen bir görüntü olarak verdiler. Bana öyle geliyor ki Osman Baydemir’in Türkiye ve Türk Bayrağı ile sorunu yok. Ölen askerlere de dağda ölenlere üzüldüğü kadar üzüldüğüne eminim. Canın yanan bir diğerini anlayabilmeli.

Osman Baydemir, şehit yakını çocuğun kendisine verdiği bayrağı aldı ve katlayarak sakladı. Ardından şehit yakını küçük çocuğu “seni anlıyorum ve hüznünü, acını paylaşıyorum” dercesine bir bakışla alnından öptü. Aslında bu düşünceler insanlarda hep var ama göstermeleri için biraz olsun onları anlamak, dinlemek, insan yerine koymak gerekiyor.

Sonuç olarak bu güzel görüntüler için bu ortamı sağlayan herkese teşekkürler. Ülkemizin bu birliğe ihtiyacı var.

Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu (Eski Siirt Valisi) ise çok olgun bir devlet adamı olduğunu kanıtladı bence. Ortamı çok iyi oluşturmuş belli ki. Ayrıca Osman Baydemir’e el uzatan askerlerimize de teşekkürler.

Devamının gelmesi dileğiyle..

Ekim
31

Bugün kü Milliyet’te Can Dündar’ın bir zaman önce Erdal İnönü ile yaptığı röportajı okudum. Orada merak edilen bir sorunun cevabı aranmıştı. İsmet İnönü ile Mustafa Kemal arasındaki son zamanlarda ortaya çıkan ayrılıktan bahsedilmiş. Erdal İnönü, bu ayrılığı şöyle özetlemiş: Babam ile Atatürk hemen hemen bir çok konuyu, öneriyi, yeniliği bir araya gelir tartışırlardı. fikir yürütme üzerine yapılan bu tartışmalar gönül kırma cinsinden değildi. Ancak bir süre sonra Atatürk’ün sağlık durumu nedeniylebir nebze gerilmiştir bu ilişki. İsmet İnönü’nün kabinesindeki bakanlar onun olduğu sofralarda eleştirilmeye başlanmıştır.Beraber yer aldıkları bu sofralarda bakanlara talimatlar verilmesinin sümesi üzerine İsmet İnönü “sofralarda verilen talimatlarla bu iş olmaz” der ve ilişkileri o gün gerilir adam akıllı. Atatürk bu sözleri affetmeyecektir.

İki cengaver, o günden sonra eskisi gibi olamazlar. Zaten yaşları da ilerlemiştir. Ama yine de asıl konuşulması gereken o güne kadar yaptıklarıdır. Yanlışları da olmuştur bu iki liderin ama yine de zor zamanlarda çok iş başarmışlardır. Erdal İnönü, “asıl konuşulması gereken neden küstüler değil, nasıl bunca zaman yanyana mücadele ettiler sorusudur” demiştir bu konuda. Bu tespit son derece yerindedir.

Ekim
31

Uzun süren bir yazın ardından kış mevsimi bir anda geldi çattı. Daha geçen hafta kısa kollular tercih ediliyorken meteorolojiden yapılan açıklama ile balkanlardan karla karışık yağmurlu havanın ülkemize gireceği duyuruldu. Ekim ayı bitti, normal aslında soğuklar ama yine de bir anda oldu.

Bugün Cumartesi sabahı ve ben Maltepe’ye gelmek zorundaydım eşimin müdür yardımcılığı sınavı için. Şu an sınavda ve ben de yaklaşık 40 dakika internet cafe aradıktan sonra bir cafe bulup oturabildim. zaman en güzel böyle geçirilir.

Ama Maltepe Belediyesi sanırım altyapı ve yollar için hiçbir şey yapmamış olmalı ki her yer göle dönmüş. Tamam su birikintilei alışkın olduğumuz şeylerdir ve normal karşılarız; ama bu kadarı da çok fazla. Maltepe Belediyesi’ni partisindenbağımsız olarak kınıyorum.

Üstüm başım ıslanmış zaman öldürüyorum. Kış geldi hoş geldi. Keşke küresel ısınma yüzünden bir anda gelmeseydi ama en azından hala kış mevsimini yaşabiliyoruz. Buna da şükür .

Ekim
28

İrtica ile Mücadele Eylem Planı konusundaki tartışmalar süresince Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan gelen açıklamalar hiç de umut verici değil. Görev süresi başlangıcında kendisini ılımlı birisi olarak görmüştüm ve umutlanmıştım. Doğu anadolu ziyareti ise çok birleştiriciydi. Umut veriyordu.

Ancak bu irtica mücadelesi ile ilgili planların ortaya çıkması üzerine, herkesin iddiaları kabul ettiği halde hala İlker Başbuğ gerekeni yapmıyor. Üstüne bu skandalı haber yapanları suçluyor. Elbette Türkiye Genelkurmay Başkanlığı suç odağı olarak gösterilemez ama suçluyu korumak benzeri eylemler de suça ortak olmaktır bir anlamda.

İlker Başbuğ’un bu eylem planından haberdar olduğu da söyleniyor mektubu yazan itirafçı asker tarafından ama bu kanıtlanmadıkça birşey söylenemez bu konuda. Ama suçluyu, karanlık işler yapanları koruma gibi politikalar koskoca bir ülkenin Genelkurmay Başkanı’na hiç bir şekilde yakışmaz. Yakışmamalıdır.

Ne zaman şeffaf bir ülke, şeffaf bir devlet yapısı gelişirse o zaman çok güçlü bir ülke olacağımız kesindir.

Ekim
26

Elazığ ve Garip Bir Faşizm…

Kategori: Siyaset Yazar: Seyduna

Elazığ (Elaziz, Harput) bir Doğu ili. Nasıl bir doğu ili ise artık faşizan hareketlerde başı çekiyor. Yatırımlardan payını alamayan, horgörülen alalade bir doğu ili olmasına rağmen milliyetçiliği abartma yoluna giden bir sürü insan var bu şehirde. Elazığ insanı doğu insanı gibi kavruktur. Hiçbir farkı yoktur. İsmet İnönü’nün Türkleştirme (Kürt) raporu sayesinde Elazığ ovası Türkleşmekten nasibini almıştır.

Türkleşmek veya milliyetçi, devletçi olmak kötü bir şeydir demiyorum. Benim anlatmak istediğim Elazığ’ın bazı saflarının yıllardır yaşadıkları yoksulluğa rağmen doğudaki diğer insanlara görüşlerini beğenmediklerinde milliyetçi hareketlerle saldırmalarıdır. Cehalet budur işte. Doğudaki açlığı, fakirliği dillendirenleri, haksızlıklara ses çıkaranları linç etmeye varan adilikleridir eleştirdiğim.

Nasıl biliyorlarsa öyle olsun ama sırf doğulu oldukları için küfür yediklerinde beş kat fazla kötü hissetsinler kendilerini.

Ekim
26
Fenerbahçe Galatasaray

Fenerbahçe Galatasaray

Evet! Yine Fenerbahçe bizi yendi. Yer Kadıköy’dü. Takımlar Fenerbahçe ve Galatasaray olunca sonuç bellidir. Yine belliydi. Galatasaray’ın çözemediği bir sonuç olan “yenilgi” her zaman Kadıköy’de bizlerle. Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum. Ama Fenerbahçeliler’i tebrik etmiyorum. Çünkü Kadıköy’de her zamanki gibi çok çirkin hareketlerle karşılaştım.

Fenerbahçe:3 Galatasaray:1… Dünyadaki sayılı derbilerden birisi olabilir ama çok fazla büyütülüyor. Herşey futbol değil dünyada. Hayatın durmasına gerek var mı? Bizim binlerce aç insanımız var. Trilyonların döndüğü bu sektör haddini bilmeli. Nedir bu kadar harcama? Herkesten alınan vergiler, kesintiler futbolcuların astronomik rakamlı transferlerine gidiyor. Devlet büyük takımlara çok müsamaha gösteriyor. Fakirden bile vergi alan devlet büyük klüplere stad parası vs gibi durumlarda sırf hoşgörü saçıyor.

Sayfalar 1 of 712345...Son »