Kasım
23
Kemal Pir | Laz Kemal

Kemal Pir | Laz Kemal

Gümüşhane doğumlu bir Kürt direniş hareketçisi. PKK’nın siyasal faaliyet dönemlerinde Kürtler’le beraber mücadele etmiştir. PKK askeri yönü yokken sadece siyasal faaliyet yürüten sosyalist bir partiyken orada bulunma nedeni sol görüşlü ve duyarlı bir insan olmasıydı. Ancak Kürtler’e yapılan baskı, şiddet ve asimilasyona karşı olduğu için bizzat bir Kürt gibi mücadele etmiştir.

Yazının Devamı..

Kasım
12
Esat Oktay Yıldıran

Esat Oktay Yıldıran

İşkence insanlık suçudur!

Esat Oktay Yıldıran kimdir önce ondan bahsetmek lazım. Kendisi 80 askeri darbesi zamanında Diyarbakır Cezaevi’nde en üst yetkili asker olarak görev yapmıştır. Görev süresince akla, hayale gelmeyen işkenceleri solcu mahkumlar üzerinde uygulamıştır. Cezaevi denildiğinde Diyarbakır Cezaevi’nin anlamı bir başkadır. Çünkü orada yaşananlar Türkiye’nin başka hiçbir yerinde o kadar acımasızca yaşanmamıştır. Devlet orada vatandaşlarına kan işetmiştir, bok yedirmiştir. Acının bini beş para olmuştur. Aslında devletin suçu işkence değil, işkencecilere sahip çıkmaktır. Bu insan öldüren şereften yoksun adi adamın heykelini dikmişlerdir bu ülkede.

Derler ki PKK’nın oluşumundan sorumlu birisi de bu şereften yoksun adamdır. Son derece haklılar da bence. Eğer yaşananları biraz araştırıp okursanız devlet itibarını ne hale sokmuştur görürsünüz. Türk mahkumlar bile devletten nefret etmişlerdir. Diyarbakır, ölüler kentidir. Bunu bizim milliyetçilerimiz kabul etmezler. Hatta bu adi herifi göklere çıkarıp, adına Facebook grupları kurarlar.

Bu işkence dolu yıllar, “Türkçe konuş uzun konuş”, “ne mutlu Türk’üm diyene” gibi zorla söyletilenler, acımasızlıklar sonunda solcu Kürt mahkumlar açlık grevine gidince cezaevinden bir bir çıkan ölüler yüzünden bu acımasız itin görev yeri değiştirilmiştir. Hatta terfi alarak gerçekleştirilmiştir bu değişiklik.

Bu vatanına ihanet edercesine, insanları devletten soğutan, ölümlere, sakatlanmalara neden olan adi adama ne mi oldu dersiniz? Karısı ve çocuğuyla İstanbul Kısıklı’da halk otobüsünde beynine sıkılan üç adet kurşun ile kafatası dağıtıldı. Ben her zaman ölümlere, işkenceye, zulme, şiddete karşı olsam da bu son bu adama az geldi diye düşünüyorum. Bir çok kişi de böyle düşünüyor gördüğüm kadarıyla. Böylesine hızlı bir ölümü haketmemişti bu insan düşmanı.

Ve en kötüsü nedir bilir misiniz? Esat Oktay Yıldıran gibi daha niceleri şu an devlet adına ortada geziyor, devleti seviyorum diye geçiniyor. Devlet, böyle adilere sahip çıkmayı ne zaman bırakırsa; o zaman dünyanın en güçlü ülkelerinden birisi biz olacağız. Böylesine devletin ve milletin kanını içenlere son sözüm.. Bu adam sizi de sıradan geçirseydi ne kadar iyi olurdu. O zaman mı aklınız basacaktı gafil mahlukatlar.

Bu ülkeye verdiğiniz zararı, “ülkemiz adına yaptık” sözleriyle açıklamak salaklığı da sizleri özetliyor.

Ekim
31

29 Ekim kutlamalarında ortaya çıkan güzel bir görüntüden bahsetmek istiyorum. Şahsen bu olay benim de çok hoşuma gitti. Türkiye’de insanların birbirlerini anlamaları için gereken empati belki de yavaş yavaş ortaya çıkacaktır. Türk ya da Kürt omaktan önce insan olmayı başardığımız anlarda hep beraber daha da mutlu olacağız şu ülkede.

Diyarbakır’daki Cumhuriyet Bayramı törenine Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ile bir şehit yakını küçük çocuğunTürk bayraklı görüntüleri damgasını vurdu. Televizyonlar bunu özlenen bir görüntü olarak verdiler. Bana öyle geliyor ki Osman Baydemir’in Türkiye ve Türk Bayrağı ile sorunu yok. Ölen askerlere de dağda ölenlere üzüldüğü kadar üzüldüğüne eminim. Canın yanan bir diğerini anlayabilmeli.

Osman Baydemir, şehit yakını çocuğun kendisine verdiği bayrağı aldı ve katlayarak sakladı. Ardından şehit yakını küçük çocuğu “seni anlıyorum ve hüznünü, acını paylaşıyorum” dercesine bir bakışla alnından öptü. Aslında bu düşünceler insanlarda hep var ama göstermeleri için biraz olsun onları anlamak, dinlemek, insan yerine koymak gerekiyor.

Sonuç olarak bu güzel görüntüler için bu ortamı sağlayan herkese teşekkürler. Ülkemizin bu birliğe ihtiyacı var.

Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu (Eski Siirt Valisi) ise çok olgun bir devlet adamı olduğunu kanıtladı bence. Ortamı çok iyi oluşturmuş belli ki. Ayrıca Osman Baydemir’e el uzatan askerlerimize de teşekkürler.

Devamının gelmesi dileğiyle..

Ekim
1

Diyarbakır Lice’de çobanlık yapan minik Ceylan artık öte alemde. Minik bedeni, askeriyeden atılan havan mermisi yüzünden paramparça oldu. Suçu neydi? Vücudunun parçaları ağaçların üstüne kadar dağıldı.

Soruyorum: Hanginizin kalbi kendi çocuğunuzu bu halde görmeye dayanır? Terörist miydi Ceylan?

Değildi tabi. O bir ilkokul öğrencisiydi. Onun suçu sahipsiz topraklarda doğmaktı. Devletinin sahip çıkamadığı topraklarda doğmak! Devlet şefkat yerine kafası ırkçılıktan başkasına çalışmayanları gönderdi bölgeye. Doğuda görev yapanların büyük çoğunluğu bölge halkını sevmiyordu. O zaman kim hizmet verecekti ki hizmet alacak olanlara.. Bu ülkeye hala bağlıysa oradaki insanlar, bu bizim için büyük şanstır.

Oynanan onca oyundan, sayısız ölümden ve kandan sonra sabırlarına şaşıyorum. Bu ülkede köylülere dışkı yedirildi. Askerin döşediği mayınlar askeri öldürünce Pkk yaptı dendi. Irkçılık körüklendi. Köyler yakıldı asker tarafından ve yine başka örgütlere suç atıldı. Pkk suçlu elbette ama bizzat devlet adamları yasa dışı bir örgüt gibi çalışan askeri, polisi, imha timlerini, ve bütün bir hukuksuzluğu savundular, sahip çıktılar yıllarca.

Kim verecek Ceylan’ın paramparça vücudunun hesabını.. Anne yüreğini kim sakinleştirecek. Var mı gücünüz? Yine söylüyorum; bu ülke ayaktaysa hala vicdanı olan, hakkaniyeti savunan bir parça insanın sayesinde ayaktadır. Ceylan’ın küçücük bedeni paramparça oldu. Ortada ne bir görevli, ne bir savcı ne bir insanlık var… Yazık!

İnsanlık Mars yolunda biz hala medeniyetsizlik yolunda.. Kürt, Türk, Çerkez falan filan ne fark eder. Utanıyorum.