Aralık
3

Son günlerde Türkiye’nin her yerinde istenmeyen, kışkırtıcı olaylar yaşanıyor. Bunlar kasıtlı yapılan kışkırtmalardır. Bir tek amacı vardır bence; barışın önünü tıkamak. Yıllarca çeşitli nedenlerden dolayı yaşanmaış acıları kanla, ölümle çözmek isteyenlerin oyunları ve provakasyonları olarak görüyorum.

Yazının Devamı..

Kasım
9
Polis Terörü

Polis Terörü

Geçen gün haberlerde karşılaştığım polis terörü örneklerinden birinden bahsetmek istiyorum. Gün geçmiyor ki polislerin yaptığı bir hukuksuzluk olayı ile karşılaşmayalım.  Bizim toplumdaki “polis olmasaydı o zaman ne yapardınız” diye konuşan akıldan yoksunlara ne demeli ki?

Çünkü düşünmeden, canı yanana empati duymadan konuşanlar polisten durup dururken okkalı bir tokat yiyince nasıl da akıllanıyorlar. O muhteşem Türk polisi oluyor şerefsiz polis ondan sonra. Şerefsiz lafını ben söylemiyorum. Yani böyle bir darp gören polis aşıkları bir süre sonra söylüyorlar .

Seksen bir güzide ilimizden birisi olan Tokat’ta yolda çevirme yapan polis ekipleri (ismi lazım değil, mekanı cennet olsun) bir vatandaşı aracıyla durduruyorlar. Vatandaşımız aile babası, çoluğu çocuğu ve hayalleri var. Ama ehliyeti yok. Paniğe kapılıyor ve araçla hareket edip kaçmaya çalışıyor. Ama kim bugüne kadar Türk polisinden kaçabilmiş ki… Kaçamıyor. Çünkü o an çevirme yapan o şerefsiz insan (polis diyerek genellemiyorum) tabancası ile hedef gözeterek ateş ediyor.

O aile babası artık öte alemde. Çocuklarının yüzü aklıma düşüyor ve ben bile kötü oluyorum. O çocukların babasına kıyan o polisin ve o polisin yalanına ortak olan diğer polisin içi cız etmez mi? Bence etmez. Çünkü Türk polisi bu konuda çok sınav verdi.Bu polisler göz göre göre insan öldürürler (hem de korumaları gerekenleri) ve sonra o ya intihar etmiştir ya da kaza olmuştur. Polisin kusuru yoktur ne bu olayda ne de  binlerce bu tip olayda.

Türk insanı kendi polisinden çektiği kadar kimseden çekmedi.

Kasım
7

DHKP-C üyesi olmaktan cezaevinde bulunan ve bir süredir kanser hastalığı tedavisi gören, şartları kötü bir mahkum olan Güler Zere kamuoyundaki kampanyalar ve eleştiriler sonucu artık serbest. Abdullah Gül Cumhurbaşkanı af yetkisi ile Güler Zere serbest kaldı. Bizim şövenist, vicdansız insanlarımızın haber başlıklarında yaptığı yorumlar ise yazık dedirten cinsten her zaman ki gibi. Bir insan her geçen gün ölürken onlar terör örgütü suçlu olmasından dolayı onun bu halini ciddiye bile almıyorlar. İşte böyle böyle bizi biz yapan Anadolu kültüründen uzaklaşıyoruz.

Beni şahsen hüzünlendiren ise Güler Zere’nin “son bir kaç aylık hayatımı ailemle geçirebileceğim” yorumu oldu.

Ekim
20
Mutluluk

Mutluluk

Bizim sözde vatanseverlerimize diyecek söz bulamıyorum. Ergenekon Partisi için çalışmalar başlamış. İzmir’li bir avukat manevi lider Atatürk liderliğinde politikasını sürdürecek olan Ergenekon Partisi’ni 29 Ekim gününe yetiştirmek istediklerini söylüyor. Kendisine ve bu partiye minnet duyacaklara ne denir ki?

AKP, Ergenekon Davası’nda doğruyla yanlışı birbirine karıştırdı belki ama bu sayede Türkiye’nin sözde vatanseverlerinin en karanlık yönlerini görmüş olduk. Ne olursa olsun Ergenekon soruşturmaları Türkiye için kazançtan başka birşey değildir. Dengeleri sürekli ırkçılık bazında kurmak için eylemlerde bulunan bir örgüt ülkenin zarar görmesinden başka neye yarar ki..!

Yazının Devamı..

Ekim
1

Diyarbakır Lice’de çobanlık yapan minik Ceylan artık öte alemde. Minik bedeni, askeriyeden atılan havan mermisi yüzünden paramparça oldu. Suçu neydi? Vücudunun parçaları ağaçların üstüne kadar dağıldı.

Soruyorum: Hanginizin kalbi kendi çocuğunuzu bu halde görmeye dayanır? Terörist miydi Ceylan?

Değildi tabi. O bir ilkokul öğrencisiydi. Onun suçu sahipsiz topraklarda doğmaktı. Devletinin sahip çıkamadığı topraklarda doğmak! Devlet şefkat yerine kafası ırkçılıktan başkasına çalışmayanları gönderdi bölgeye. Doğuda görev yapanların büyük çoğunluğu bölge halkını sevmiyordu. O zaman kim hizmet verecekti ki hizmet alacak olanlara.. Bu ülkeye hala bağlıysa oradaki insanlar, bu bizim için büyük şanstır.

Oynanan onca oyundan, sayısız ölümden ve kandan sonra sabırlarına şaşıyorum. Bu ülkede köylülere dışkı yedirildi. Askerin döşediği mayınlar askeri öldürünce Pkk yaptı dendi. Irkçılık körüklendi. Köyler yakıldı asker tarafından ve yine başka örgütlere suç atıldı. Pkk suçlu elbette ama bizzat devlet adamları yasa dışı bir örgüt gibi çalışan askeri, polisi, imha timlerini, ve bütün bir hukuksuzluğu savundular, sahip çıktılar yıllarca.

Kim verecek Ceylan’ın paramparça vücudunun hesabını.. Anne yüreğini kim sakinleştirecek. Var mı gücünüz? Yine söylüyorum; bu ülke ayaktaysa hala vicdanı olan, hakkaniyeti savunan bir parça insanın sayesinde ayaktadır. Ceylan’ın küçücük bedeni paramparça oldu. Ortada ne bir görevli, ne bir savcı ne bir insanlık var… Yazık!

İnsanlık Mars yolunda biz hala medeniyetsizlik yolunda.. Kürt, Türk, Çerkez falan filan ne fark eder. Utanıyorum.